Astroloji Kaderimizi mi Anlatır? Yoksa bir Yol Haritası mıdır?

Astrolojiye göre, kader diye algıladığımız şey, doğumda yanımızda getirdiğimiz karakter özelliklerimiz ve içine doğduğumuz ortamdır. Bu astrolojide doğduğumuz yer ve saate göre çıkarılan ve gökyüzündeki gezegen ve ışıkların pozisyonlarından okunan doğum haritalarımızdan (NATAL HARİTA) okunur. Ama evren sürekli devinir, sürekli hareket halindedir. Yani gökyüzü durmaz ve sürekli değişir. Gezegenler ve ışıklar gökyüzünde hareket ettikçe (TRANSİTLER), zamanla bizim doğduğumuz anda çıkarılan haritalarımızın önemli noktalarını etkilerler veya tetikler. Bu etkiler bize fırsat zamanları, yol ayrımları ya da dönüşüm potansiyeli olarak yansır. İşte bundan sonrası tamamen bizim bilinçli ya da bilinçsiz seçimlerimize bağlıdır. Eğer seçimlerimizi bilinçli ve özgür iradeyle gerçekleştirmek istiyorsak kendimize ve yaşama yönelik farkındalığımızı artırmak ve seçimlerimizi aklımızın ve kalbimizin sesini dinleyerek yapmak zorundayız. Böylece yaşam sahnesindeki oyunumuzun iplerini elinde tutan kuklacı olabiliriz. Aksi taktirde, kendi bilinçaltımızın kuklası olarak yaşamımızı sürdürür, buna da kader deriz. Astroloji farkındalığı düşük, özgür iradesini kullanamayanlar için bir fal gibi kullanılabilir. Çünkü, astroloji, bilinç altımızdan yaşama kaderimiz gibi yansıyan seçimlerimizi tahmin edebilir. Ama özgür irade sahibi isek astroloji bize dönüşüm için kullanabileceğimiz fırsat zamanlarını söyler.

Farkındalığımızı arttırıp, özgür seçimlerle hayatımızı yönlendirmek demek, kendi yaşamımızın sorumluluğunu kendi üzerimize almak demektir (SATÜRN İLKESİ). Aksi takdirde bu sorumluluğu kadere, kör talihimize veya Tanrıya havale ederiz (JÜPİTER İLKESİ). Yani suçlu daima bizim dışımızdaki kişiler veya olgulardır. Bu esasen çocukça ve seçilebilecek en kolay kaçış yoludur (AY, GÜNEY AYDÜĞÜMÜ VE ŞİRON İLKESİ). Bu durum, kendi içimizdeki bir türlü olgunlaştırıp büyütemediğimiz kırılgan ve ürkek çocuğun dışa yansımasıdır. Üstelik neyin suç olduğunu ve neyin olmadığını da bu çocuk bilincimizle değerlendirir, suç ve suçlu kavramlarının içerisini abartılı bir şekilde doldururuz. Yaşama karşı dayanıklılığımız azalır (VENÜS), daha çok kırılır (NEPTÜN), daha çok korkar ve daha çok öfkeleniriz (MARS). Sığınacak ve intikamımızı alacak daha büyük ve daha soyut kavramlar ararız. Kendi içimizdeki dönüştürücü gücü ve iradeyi bir türlü göremez ve gücün ve iradenin kendi dışımızda bir yerlerde olduğuna değişmez bir inançla saplanıp kalırız (PLUTON).

Oysa ki Tanrı yada evren bize akıl da vermiştir (MERKÜR VE URANÜS), gönül gözü de vermiştir (VENÜS VE NEPTÜN), güç ve irade de vermiştir (MARS VE PLUTON). Akıl nesnel farkındalığımızı geliştirmenin en temel aracıyken, gönül gözü ise içkin farkındalığı geliştirmenin en temel aracıdır. Kendi oyunumuzun kuklası değil de, kuklacısı olmak istiyorsak eğer; kendi içimizdeki ruhsal gücü harekete geçirip, kulağımızı ve kalbimizi açıp, cesaretle kendi içimize bakmak ve kendi iç sesimizi duymak zorundayız. Nalan YILDIRIM

© 2021 by NALAN YILDIRIM, Ayçarpması ®. Her hakkı saklıdır.

+90 507 755 65 49

+90 532 692 04 65