Mars ve Yaşam

 

Savaşçı olmak mükemmellikle ilgili değildir ya da zaferle veya incitilemez olmakla.  O, incinmeye açık olmakla ilgilidir. Gerçek cesaret budur. 

Dan Millman

 

Var olma denice ilk akla, bir şeye ya da bir şeylere rağmen, “yapma” iradesini sürdürmek gelir. Bu nedenle Mars her şeyden çok irade ile ilgilidir. Dışarıdan gelen tüm meydan okumalara cesaretle karşı durmak ve yapmak istediğimiz her ne ise,korkmadan, yılmadan, taviz vermeden yola devam etmek demektir. Mars tam olarak bunu ister. Onun için yaşam enerjimizi ve ruhun soluğunu dışa vurmak, yaşamsal ihtiyaçlarımızı giderebilmek, kendimizi ortaya sermek ve amacı yitirmeden hedefe en kestirme yoldan ilerlemek, zaman kaybetmeden tüm enerjimizi önceden belirlediğimiz belli bir alana yönlendirmek vaz geçilmezdir.

İrade dediğimiz şey hepimiz için son derece kırılgandır. İradeyi sürekli kılan ise motivasyondur. Yani belli bir amaca doğru kendimizi nasıl motive ettiğimiz irademizin sürekliliğini anlatır. Mars hangi burca yerleşmişse kişinin en temel yaşam motivasyonu o burcun dinamiklerinden çıkar. Özellikle sabit burçlara yerleşmişse, inatçı ve dayatmacı bir irade söz konusu olur.  Öncü burçlarda irade, hedefe doğru motive olabilme yeteneğinden gelen destekle güçlü ve canlı kalır.  Mars değişken burçlara yerleşmişse, yeniye ve değiştirmeye yönelik tutkuyla iradesini besler.

Mars zamanla yarışmak demektir. Yavaşlamak düşünceyi, eleştiriyi, irdelemeyi ve endişeyi getirir. Bu durum ise ortalığı bulandırır, amacın gözden yitmesine sebep olarak, kendi yolunda ilerleme iradesini zayıflatır. Mars, acil bir ihtiyaçtan yola çıkarak, kafa karışıklığına meydan vermeyecek bir hızda, enerjiyi tüm yoğunluğu ile zorlu bir eylem için kullanabilme kapasitemizi anlatır. Bu haliyle doğrudan spontanelik ve doğallıkla ilgilidir.

Mars içten gelen saflığı, sezgisel tavrı ve varoluşa aşkla bağlılığı içinde barındırır ki ruhun ihtiyacı olan yaşama arzusu ile motive edebileceğimiz bir deneyim ya da tekamülün başlangıcını cesaretle ve idealizm ile gerçekleştirebilelim.  Mars yaşama yaklaşımımızı gösterir. O en değerli varoluş enerjisidir. O olmazsa hiçbir şeye aşkla bağlanmak mümkün değildir. Bu nedenle doğum haritasında içinde bulunduğu burç ev veya açılar yaşam enerjimizin niteliğini, hızını ve amaca ilerleme şeklini, spontane durumlara vereceğimiz tepkiyi belirler.

Mars varoluşumuzu korumamamızı, onun için savaşmamızı ve yılmadan kendi irademizin ardından gitmemizi ister. Mars bu amacı gerçekleştirmek için korkmadan hedefe odaklanmamızı ve ardımıza bakmadan ilerlememizi ister. Bu noktada Mars’ın gölge özellikleri devreye girer. Ardında bıraktıklarına ne olduğunun farkında değildir. Onlarla empati kurmak,  kırıp döktüklerine dikkatini yöneltmek hedefini kaçmasına, odak noktasının kaymasına neden olur. Bu durumda onun için önemli olan rekabettir. Herkes kendi için savaşmalı ve kendini korumayı bilmelidir. Sanki, milyonlarca spermden yalnızca bir yada birkaçının, yumurtayı dölleme şansına sahip olduğunu sezgisel olarak biliyor gibidir. Tüm başlangıçlar ve tüm doğumların, kendini koruyan tılsımı işte buradan gelir. Sezgisel olarak ne yapacağımızı ve nasıl yapacağımızı bize Mars söyler. Ancak hepimizin en fazla sağır olduğu gezegen de Mars’tır. Mars enerjimizin, sosyal değerler ve tabular tarafından bastırılması ve onun melefik (kötücül) olduğuna dair güçlü ön yargıları bilinçaltımıza kodlamamıza neden olur. Bu baskıların cezasını ise sezgilerimize sağır kalarak öderiz. Mars tam olarak bizim sezgisel aklımızı temsil eder. Bu nedenle Koç’u ve Akrep’i çok sever. Koç ta ki yerleşimi su gibi akan saf, doğal, sezgisel, korkusuz bir yaşam enerjisini kişiye verir. Koçta doğumla ilgiliyken Akrep’te yeniden doğuşla ilgilidir. Yani işe yaramayan dürtülerden, duygulardan ve tabulardan arınıp daha saf, daha net, daha temiz ve arınmış bir yaşam enerjisini, yaşarken doğurmamızı ister. Mars Koç’la gerçekleşen doğumu, Akrep’le saflaştırır arındırır ve dayanıklı hale getirir. Ruhun soluğunu temsil eden Mars enerjimizi dönüştürmek demek, uyum sağlama adına başkaları ile empati kurmak demek değildir. O doğum haritamızdaki Ay’ın işidir. Mars maddi yaşantının içe yansıyan değerlerinden, savunma mekanizmalarından, ön yargılardan, tabulardan, ölüm korkusundan ve saldırganlık ihtiyacından arınmak ve temizlenmek demektir. Mars cinsel enerjinin saflaştırılmasını ister. Bunun için öncü-eril Koç enerjisinin sert ama bir o kadar da kırılgan yapısı, sabit-dişi enerjiyi içeren Akrep’le güçlenir ve daha üst perdeden yaşama dahil olabilir. Mars’ın Akreple olan bu bağını gözden kaçırıp, onun doğasını yalnızca Koç üzerinden anlamaya çalıştığımız zaman, ona zararlı ve yıkıcı anlamlar yüklememiz kaçınılmaz olur. Oysaki ruhun enerjisinin ilk dışavurumunu anlatan Mars nasıl bu kadar kötü sıfatlara sahip olabilir ki? Astrolojinin hangi ekolü ile ilgileniyor olursak olalım, gezegenlerin ezoterik anlamlarını kaçırdığımızda, insanın gelişiminin gerçek dinamiğini kaçırıyoruz demektir. Çünkü Mars dürtülerle, cinsellikle ve bencillikle ilgili olduğu kadar, bunların saflaşmasıyla da ilgilidir.

Esasen cesaret kırılmaktan korkmadan kendi irademizi dayatmak demektir. Mars yaşam enerjisini ve dolayısıyla kendini ortaya sererken insanlar tarafından incitilme riskini göze alıp, almadığımızı sorar. Bu durumda Mars’ın bir diğer gölge özelliği ortaya çıkar: kırgınlıkların yarattığı bastırılmış öfke. Mars, yaşamsal istek ve arzularımızın idealizmden uzaklaşmadan gerçekleştirmemizi ister. Onun idealizmi, ruhun neşesini, doğallığını, saflığını ve çocuksuluğunu ortaya sermek ve incinmekten, risk üstlenmekten korkmadan yeni başlangıçlar oluşturmaktır. 

Mars aynı zamanda öz saygımızın temel taşlarından biridir. İncinme ve yok sayılma gibi içsel kırgınlıklara ve öfkeye neden olan halimiz ile de korkmadan yüzleşmekle ilgilidir. Tüm çabalarımıza rağmen görünür olamamak, yaşam sevincimizin ve neşemizin yitirilmesine sebep olur. Mars cesaretle kendi varoluşunu savunurken, başka var oluş şekillerine de saygı duymamızı ve onları da korumamızı ister. Aksi taktirde beklediğimiz saygıyı göremez ve öfkeyle dolar, taşarız.

Ezoterik astrolojide Akrep burcunu yöneten Mars, öz saygımızı nereden aldığımızı, nasıl geliştirip koruyabileceğimizi de bize anlatır. Varoluşumuzu, başkalarının var oluşlarına saygı duymadan koruyamayacağımızı söyler. Gerçek cesaretin kendini değil yaşamı korumak olduğunu idrak edene kadar Mars bizim peşimizi bırakmaz. Aksi takdirde, kendimizi,  nerede, ne zaman ortaya çıkacağı belli olmayan bastırılmış bir öfkenin yada açık bir saldırganlığın ortasında buluruz.   Bencilce kendi istek ve arzularımızın ardındaki dolaylı yada dolaysız yollarda koşuşturur dururuz. Mars’a göre cesaret kendi iradelerimizi dayatmak değildir. Gerçek cesaret kendimizinki ile birlikte tüm yaşamı korumaktır. Ancak çoğumuz korumayı, korunma olarak algılar, cesaret örtüsünün altında sakladığımız korkularının ardından gideriz. Nalan Yıldırım

© 2023 by Personal Life Coach. Proudly created with Wix.com

  • Black Facebook Icon
  • Black Instagram Icon

0312 215 95 59

0532 692 04 65

Bişkek Caddesi 37/2 Emek, Ankara